Batum'un en hüzünlü ve en tanınmış simgelerinden biri olan Ali ve Nino Heykeli (Ali and Nino), Kurban Said'in aynı adlı dünyaca ünlü romanından esinlenerek yapılmıştır. Heykel, sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda mühendislik ve duygunun birleştiği hareketli bir hikâyedir.
İşte bu heykel hakkında öne çıkan bilgiler:
Heykel, Azerbaycanlı Müslüman bir genç olan Ali Han Şirvanşir ile Gürcü Hristiyan bir prenses olan Nino Kipiani arasındaki imkansız aşkı anlatır. Birinci Dünya Savaşı ve Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi döneminde geçen bu aşk hikâyesi, Doğu ve Batı kültürlerinin çarpışmasını ve sevginin sınır tanımamazlığını temsil eder.
Sanatçı: Heykel, dünyaca ünlü Gürcü heykeltıraş Tamara Kvesitadze tarafından tasarlanmıştır.
Hareketli Yapı: Heykel, çelikten yapılmış iki dev figürden oluşur. Her akşam saat 19:00 civarında harekete geçerler.
Kavuşma ve Ayrılık: Figürler yavaşça birbirlerine doğru ilerler, bir anlığına öpüşür gibi görünürler, ardından birbirlerinin içinden geçerek (birleşmeden) yollarına devam eder ve tekrar birbirlerine sırtlarını dönerler. Bu döngü yaklaşık 10 dakika sürer.
Yükseklik: Her bir figür yaklaşık 8 metre boyundadır.
Malzeme: Katmanlı çelik levhalardan inşa edilmiştir. Bu sayede birbirlerinin içinden geçebilecek şekilde tasarlanmışlardır.
Aydınlatma: Gece olduğunda renkli ışıklarla aydınlatılan heykel, liman bölgesinde büyüleyici bir görsel şölen sunar.
Batum sahilindeki Miracle Park (Mucizeler Parkı) içerisinde, Alfabe Kulesi ve Dönme Dolap'ın hemen yakınında yer alır. Deniz kenarındaki konumu, hikâyenin melankolik havasını daha da güçlendirir.
Heykeli sadece dururken değil, hareket halindeyken izlemek asıl deneyimdir. Özellikle gün batımından sonraki ışıklandırmayla birlikte izlemek, o "birleşememe" duygusunu daha yoğun hissettirir.
Bu heykel, Batum'a giden her turistin mutlaka ziyaret ettiği, bölgenin kültürel ve romantik hafızasına kazınmış bir başyapıttır.
Ali ve Nino'nun bu etkileyici hikâyesini daha önce okuma fırsatınız olmuş muydu?
6. Hikayesi
bazen hikayesini bilmeden sadece görseliyle bile insanı etkileyen bir eserdir o. Kısaca özetlemek gerekirse; roman, 1918-1920 yılları arasında Bakü'de geçiyor.
Ali, geleneklerine bağlı bir Azeri gencidir; Nino ise batılı tarzda yetişmiş modern bir Gürcü kızıdır. Farklı dinlere ve kültürlere mensup bu iki gencin aşkı, hem ailelerinin karşı çıkmasıyla hem de patlak veren Bolşevik ihtilali ve savaşla sınanır.
Sonunda Ali, ülkesini savunurken şehit düşer ve bu aşk trajik bir şekilde yarım kalır. Heykelin her akşam birbirine doğru yürüyüp, kavuşamadan birbirinin içinden geçip gitmesi de tam olarak bu "kavuşamama" ve "hüzünlü ayrılık" temasını işler.
Batum'a yolunuz düşerse; heykelin o ağır ağır ilerleyişini, arkadaki denizin sesi ve akşam rüzgarıyla birlikte izlemek gerçekten bambaşka bir atmosfer yaratıyor.